Kırık Kalp Sendromu

Duygusal acı, bedende ne kadar ileri gidebilir?

İlk kez 1990’da Japonya’da tanımlanan kırık kalp sendromu, diğer adıyla Takotsubo Sendromu, ruhsal olarak tetikleyici bir durum (sevilen birinin kaybı, yoğun korku vb.) sonrası fiziksel olarak kalp krizi belirtilerinin yaşanmasıdır. Stres kaynaklı olduğu bilinen bu sendroma fizyolojik olarak bakıldığında göğüste şiddetli basınç, ağırlık veya ağrı, bazı vakalarda ise ayrıca soğuk terleme, ani ve belirgin yorgunluk, nefes darlığı veya baş dönmesi görülmektedir.

Uzmanlar, artan stres hormonlarının kalbi bir anlamda sersemlettiğini ve kalbin gereken şekilde kasılmasını engelleyici etkiye sebep olduğunu saptamışlardır.

Çoğunlukla bir-dört haftada iyileşme gözlenmekle birlikte iki ay içerisinde tamamen iyileşme sağlanır ve sendromun tekrarlama riskinin düşük olduğu bilinmekle birlikte nadiren bu vakalar ölümcül de sonuçlanabilmektedir.

Buradan hareketle şuraya varılabilir ki: duygular, bedendedir ve bedenledir.

Sigmund Freud da psikanaliz yoluna buradan başlamıştır. Kendisinin hocası Breuer'in bedensel belirtilerle gelen hastası Anna O. için tedavi sırasında uyguladığı konuşma tedavisi -katarsis- ileride Freud’un geliştirdiği “serbest çağrışım” tekniği için zemin hazırlamıştır.

Kişinin yaşadığı, benliğin taşımakta zorlandığı herhangi şey/durum travmadır. Psikanalitik teoriye göre içeriğinden ötürü rahatsız ettiği için bilinçdışı bastırılan deneyimler yok olmaz ve benliği rahatlatmak için bir çıkış yolu arar. Bu yol, kelimeler aracılığıyla oluşturulamazsa beden aracılığıyla çözüm bulmaya çalışılır ve bedensel bir semptom ve hastalık olarak görünür olur; baş ağrısı, öksürük, kanser, mide ağrısı, fibromiyalji, roza hastalığı vb.. Psikiyatr Henry Maudsley de söylediği gibi “gözyaşlarıyla dışarı akamayan keder, diğer organları ağlatabilir”. Elbette kişilerde bastırılan duygu sadece keder olmaz; öfke, haset, suçluluk, korku gibi duygular da bastırılabilir. Psikanalizin kullandığı temel araç “serbest çağrışım” tekniğiyle ise sansür uygulamadan, danışanın aklına gelen her çeşit düşünce, duygu, anı veya görüntüyü aklına geldiği haliyle dile getirmesi sağlanmaktadır.

Kırık kalp sendromuna da bu açıdan bakıldığında, serbest çağrışım tekniği ile ruhsal yapının taşıdığı yük kelimelerle ifade bulup dışarı çıktığından, kişi bu ağırlığı bedende taşınmak zorunda kalmaz. Diğer bir deyişle bedenin işleyişi kelimeler aracılığıyla desteklenir.

Matthew Lieberman ve arkadaşlarının (2007) yaptığı işlevsel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmaları da psikanalitik teorinin bu çözüm yolunu nörolojik kanıtlarla da desteklemektedir. Buna göre, duygulara isim verildiğinde yani kelimelere döküldüğünde beynin alarm butonu amigdalanın aktivitesi baskılanır. Böylece ruhsal mekanizmadaki yük hafifler ve bu boşaltım ile rahatlama sağlanır. Yani psikoterapi bir sohbet değildir; hayatta kalmanın ön koşulu olan beden ve ruh sağlığının korunmasını ve iyileşmesini hedefleyen bir tedavi yöntemidir.


Kaynakça

  • -Freud, S., & Breuer, J. (2001). Histeri üzerine çalışmalar (E. Kapkın, Çev.). Payel Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1895).
  • -Harvard Health Publishing. (2020). Takotsubo cardiomyopathy (broken heart syndrome). Harvard Medical School. https://www.health.harvard.edu/heart-health/takotsubo-cardiomyopathy-broken-heart-syndrome
  • -Lieberman, M. D., Eisenberger, N. I., Crockett, M. J., Tom, S. M., Pfeifer, J. H., & Way, B. M. (2007). Putting feelings into words: Affect labeling disrupts amygdala activity in response to affective stimuli. Psychological Science, 18(5), 421-428.